İnternet Haberciliği dersi kapsamında Yönetmen Ali Emrah Bakkaloğlu ile belgesel yönetmenliği üzerine konuştuk. Bakkaloğlu, 1976, Ankara doğumlu. 1998 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden mezun.

E.E: Belgesel yönetmenliğine yönelmenizde radyo-televizyon eğitiminin nasıl bir etkisi oldu?
Belgeselin ne olduğuna dair ilk fikirlerimin Japon NHK Televizyonu’nun 1980’lerde yaptığı, atmosferinin büyük bir bölümünü borçlu olduğu müziklerini Kitaro’nun ürettiği İpek Yolu Belgeseli’ni bir sonraki günün bir devlet ilkokulunda sert ve kasvetli bir pazartesi olmasının sancılarını çektiğim pazar gecelerinde beni bütün o karanlıktan çekip kurtaran haşmetliyle izlediğim saatlerle oluştu. 80 darbesi sonrası bir ilkokul çocuğu olarak o günlerde “ben bir belgeselci olacağım” demedim tabii ki…
K.A.Ö: Bir belgesel fikrini seçerken sizi en çok etkileyen unsurlar neler oluyor?
Kendime dair olmayan ağrılar, dertler… Ama önce tabii ki sağlam bir dünya görüşü. Baktığım şeyde neyi gördüğümü belirleyen dertlerim ve bu dertlerin başkaları tarafından da fark edilmesine dair sabırsız bir arzu…
Z.M: Çekim sürecinde karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız?
Türkiye’de genellikle “Yalnız burada çekim yapamazsınız” diyenlerle karşılaşmak, izin problemleri ve doğa koşulları en büyük zorluklardır. Ekip yönetimi de önemli bir zorluktur, bu yüzden her şeyi yapabilme becerisi kazanmak şarttır.
E.E: Belgelerinizde anlatıcı dili ve kurgusal yaklaşımı nasıl belirliyorsunuz?
Sipariş olmayan işlerde tamamen kendi anlatım dilime sadık kalırım, sipariş olanlarda ise talep edilen yapıya yaklaşmaya çalışırım. Belgeselin doğal akmasına izin veririm ve mümkün olduğunca müdahaleyi minimumda tutarım.
K.A.Ö: Toplumun belgesellere olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de bu alanda yeterli destek var mı?
Türüne göre değişir. Doğa belgeselleri geniş kitlelere hitap ederken toplumsal ve dert odaklı belgeseller daha niş bir kesime ulaşır. Türkiye’de resmi olarak yalnızca Kültür Bakanlığı destek verir, ana akım yayıncılar çoğunlukla destek sağlamaz.
Z.M: Bir belgeseli izleyicinin aklında kalıcı kılan şey sizce nedir?
Doğru görüntü ve seslerle temel algılara hitap etmek, aktarılamayan duyguları seyirciye hissettirebilmek ve güçlü bir “dert”, yani mesele barındırmasıdır.
E.E: Yeni belgeselciler veya radyo-televizyon öğrencilerine teknik/yaratıcı önerileriniz nelerdir?
Yaratıcılık tavsiye ile olmaz; okuduklarınız, izledikleriniz ve hayata maruz kalmanız ile oluşur. Tekniği öğrenmenin yolu günceli takip etmektir.
K.A.Ö: Geleneksel medya ile dijital platformlarda belgesel üretimi arasındaki farklar nedir?
En büyük fark bağımsızlıktır. Dijital platformlar bağımsız belgesellerin görünürlüğü için önemli bir fırsattır.
Z.M: Gelecekte belgesel türünün nasıl evrileceğini düşünüyorsunuz?
Geleneksel medya zayıflarken YouTube ve dijital platformlar yükseliyor. Herkes için bir alan var, üreticinin kendini ifade biçimi geleceğini belirleyecek.
Hazırlayanlar:
Kerem Arda Özkan – Radyo, Televizyon ve Sinema – 1. Sınıf
Zeynep Meriçboyu – Görsel İletişim Tasarımı – 4. Sınıf
Emir Ermişler – Görsel İletişim Tasarımı – 4. Sınıf
